TÜRKLERİN TARİHİ GERÇEKLERiNDE MASON/YAHUDİ VARLIĞI

TARİHTEN GERÇEKLER

Osmanlı aleyhtarı peşin hükümler 1880'1erden itibaren İngiliz politikasının temel unsurudur. Lowther'm mektubu yeni Osmanlı devlet adamlarının meş'um dalavereci bir çete olduğu inancını  desteklemekle bu peşin hükmü doğrulamış ona yeni bir kuvvet vermiş oluyor... Tesirlerini tam hesaplamak imkansızsa da, böyle bir hüküm, Birinci Dünya Savaşının hemen öncesindeki yıllarda Osmanlı İmparatorluğuna karşı İngiliz politikasının incelenmesinde göz önünde tutulması gereken bir husustur. Yakın zamanda çıkan bir yazıda Prof. Ailen Cunningham şöyle demiştir: "1914'te artık bir İngiliz hükümeti, Türkiye'ye onu kendi tarafına kazanmak için herhangi büyük fedakarlık yapmaya yanaşmayacak tutumdaydı" Lowther'in raporlarının bu tutumun gelişmesinde rol oynadığını kabul etmek mantıklı olur.
 
Lowther ve Fitımaurice’in fikirlerine benzeyen, onların aksettiren iki görüşü hem bu fikirlerin ilgi çekici yanlan, hem de böyle fikirlerin ne kadar yaygın olduklarına işaret etmek bakımından ele almak lazımdır. 26 Eylül 1916 sayılı "Arap Bülteninde "Türkiye'de yeni rejimde (1908 -1914) Farmasonluk" başlıklı, imzasız bir makale vardı. Bu makale Lowther'in 29 Mayıs 1910 tarihli mektubunda yazılanları adeta aynen veriyordu.
 
Carasso (Abdülhamide halini tebliğ eden meşkur Yahudi Karasu) renksiz ahlaksız, düşük seviyeli, namusuz, hain bir avukat... Talat, Cavid, Dr. Nâzım ve Bahaeddin Manastırlıyı farmasonluğa teşvikten sorumlu idi. Bu adam "İttihat Ve Terakkinin aslan ve kaplanları için faydalı bir çakaldı. "İttihat ve Terakki Cemiyeti" farmasonluk (Siyonizm) ile, parçalanmaz bir bütündü, İstanbul'daki Türklerden Selaniği bilenler "İtti-had ve Terakki Cemiyeti'nin amblemleri ve Mekedonya Ristorda Locası ve Yahudi Beni Brith Cemiyeti amblemleri arasındaki benzerliği fark ediyordu. 1909 Haziranında Üstad-ı Azam makamı  Türkiye Meşrik- i Âzamhğı vazifeyi devralma töreninde Hasköyden, Selanik, İzmir, Macaristan'ın çeşitli şehirlerinden ve Orta Avrupa İmparatorluklarından gelen birçok Yahudi centilmen vardı. Bülten Türkiye Meşrik-i Âzamlığı"nın Yüce Konsey üyelerini de sıralıyordu. Bunlardan üç veya dördü Yahudi, üçü Dönme idi ve sadece dördü Müslüman'dı... Bazı yabancılar "Jön Türk, Alman taraftarı bir yaşlı Yahudi mi?" diye meraklanmıştı? 
 
Dikkate değer diğer nokta Kahire İstihbarat Şefi G. F. Clayton'dan Sudan Wingate'e yazılan mektuptur, Clayton'un resmi  vazife ile gittiği Londra'dan yazılan mektup 3 Ağustos 1916 tarihli... Clayton, "Herzaman-düşündüğünü tasdik eden" intibalarını bildirmekte, Yahudilerin, ne derece tesirli olduklarını anlatmaktadır. "İngiliz Yahudileri, Fransız, Amerikan, Alman, Avusturya ve Selanik yahudileri var ama hepsi aynı soydan... Üstelik aşağı yukarı  hepsi de Rus aleyhtarı.. Barış sözleri duyuyorsanız arkasında mutlaka Yahudi vardır. Türkler lehine sözler, Türkiye ile ayrı bir barış istekleri duyuyorsanız yine Yahudiler..."
 
'İttihat ve Terakki'nin Temeli" adlı mektup, Birinci Dünya Savaşı'ndan önce ve sonra Orta Doğuda, İngiliz politikasının başlıca mimari olan bir zatın görüşlerindeki acayipliği göstermektedir. Fakat, tabii ki, Yahudilerin kudret ve her yerde mevcudiyetlerinin tesirini fark eden yalnız Clayton değildi. Clayton şüpheciydi; fakat başkaları bu derecede bir kudretin tesirinden kurtulamıyordu. Bu tip rivayetlerin, İngiliz hükümetini ikna edip Siyonizm dönmesinde rolü olduğu inkar edilemez.
 
Eserin muharriri Prof. Eli Kidor bu basit girişten sonra, kaydettiğimiz gibi, İngiltere'nin Türkiye sefiri Sir G. Lowther'in o zamanki İngiltere Hariciye Nazırı Sir Hardinge gönderdiği mahrem ve müthiş raporu ortaya döküyor.
 
 
RAPOR
 
İstanbul, 29 Mayıs 1910
 
İttihat ve Terakkiye yekinen bağlı olduğu söylenen, İstanbul Farmasonlarının Mısır'da temsilciliğine Muhammed Ferid'in seçildiğine dair rivayetlerle ilgili olarak Gorst'ün 23 Nisan ve senin 25 Nisan tarihli telgraflarınız, beni Jön Türk cereyanında Avrupa Farmasonluğunun tesiri hakkında izahat vermeye itiyor. Bunu, özel ve çok gizli yazıyorum. Zira Türkiye'deki yeni Farmasonluk, İngiltere ve Amerika'dakinin aksine büyük çapta gizli... Politik, hedef bakımında bilgi çok gizli elde ediliyor ve politik sırları ifşa edenler Mafia'nın, Komite’nin eliyle cezalandırılıyor. Birkaç gün önce ifşaatta bulunan yerli bir mason, askeri mahkemeye sevk edilmekle tehdit edildi.
 
Bildiğin gibi, Paris'teki Jön Türk hareketi Selaniklidir. Selanik'te 140.000 nüfusun 80.000 kadarı İspanyol Yahudi'si, dışta ise Müslüman görünen ve Sabetay Sevi tarikatına bağlı Farmason... Roma'nın Yahudi Belediye Başkanı Natham, mason localarında yüksek bir mevkie ulaşmıştır ve Yahudi bakanlar Luzzati ve Sonino ve diğer senatör ve milletvekilleri de anlaşıldığına Farmasondur. "Kadim İskoç"dan temellendikleri iddiasındalar..
 
Birkaç yıl önce, Selanikli Yahudi mason Emanuelle Carasso -ki halen de Osmanlı  Meclisinde Selanik temsilcisi- orada Makedonya Risorta isimli İtalyan Farmasonluğuna bağlı bir loca kurdu. Bu adam görünüşte Sultan Hamid'in casuslarını aldatmak maksadıyla, fakat aslında Türkiye'de Yahudi tesirini kuvvetlendirmek için Jön Türkleri Farmasonluğu kabule teşvik etmiştir... Evinde onlara toplanma izni sağlamıştır. Abdülhamid'in casusları bunu haber almış ve 1908 Temmuz ihtilalinden sonra esrarengiz bir şekilde öldürülen İsmail Mahir Paşa, durumu Yıldız Sarayı'na bildirilmiştir. Evin dışına yerleştirilen casuslar, girip çıkanların isimlerini kaydetmekle vazifelendirilmiştir. Fakat Farmasonlar casusları, "kardeş" ilan edip aralarına almıştır. Selanik'teki hareketin temeli Yahudidir... Jön Türklerin (Iiberta, Egalite, Fraternite- Hürriyet, Eşitlik, Kardeşlik) sloganları İtalyan Farmasonlarından alınmıştır. Kırmızı, beyaz renkler de aynıdır. 1908 Temmuz İhtilalinden kısa zaman sonra, Cemiyet İstanbul'da yerleşince, belli odaklara hizmet vermeye devam etmiştir.
 
İki yıl boyunca örfî idare ilan edildi.
 
Askeri mahkemelerdeki subayların çoğu farmasondu. Parlamentoya verilen "emir"le çok sıkı bir basın kanunu çıktı ve Selanikli bir kripto-yahudi (Directeur du Bureau de la Presse) Basın Bürosu Müdürü oldu. bu çok kudretli bir mevkiydi; zira böyle bir mevkie sahip kişi, istediği gazeteyi "yeni rejimi tenkit" (buna gericilik deniliyordu) suçuyla kapatabiliyor, sahibini veya yazı işleri müdürünü askeri mahkemeye sevk edebiliyordu.
 
Osmanlı Telgraf Ajansı Bağdatlı bir Yahudi emrinde başlatıldı. Selanikli bir mason Yahudi avukatın Adalet Bakanlığına da danışman getirilme teşebbüsü az kalsın başarı ile neticeleniyordu, İstanbul'daki İttihat ve Terakki Başkanı Selanikli bir Kripto-Yahudi ve masondur. Başka bir Selanikli Kripto-Yahudi mason, belediye başkanı olmak için çalıştı, ama henüz gayesine ulaşamadı. Lakin Mısırlı farmason, Prens Halim... Belediye Başkanvekili oldu. Fransa'daki gibi İstanbul'daki "Şehremini- Belediye Başkanı" halkın üzerinde son derece büyük kudrete sahiptir. Aynı zamanda eski polis teşkilatının yerine sureta halk getirildi. Polis ve jandarmayı kontrol eden bu teşkilatın başına da Selanikli bir farmason geçirildi. "Parlamentoya verilen emirle İttihat ve Terakki Bulgar, Yunan vs. arasındaki rakip teşkilatlan ezecek Loi Sur'da kendini gizli ihtilalci bir teşkilat olmaktan çıkardı ve "Politik parti ve sosyal cemiyet" ilan etti.. Aynı sırlarda fark ediliyordu ki, Makedonya'nın başlıca kasabalarında ve başşehirde, mantarlı hücre gibi üremeğe devam ediyorlardı.
 
Yukarıda belirtilen locaların dışında 1909 -1910 arasında İstanbul'da şu localar kurulmuştu: (Vefa Oryantal Şark Vefa), (Les Vrais amis de l'Union et Profres- İttihat ve Terakki Gerçek Dostları), (Byzantio Risorta), (La Veritas- Hakikat), (La Patrie-Vatan), (La RE naissance- Yeniden Doğuş) ve Makedonya Risorta'nın kolu (Şafak)..
 
Mısır yeraltı politik uzmanları bu ismi bilirler. Bütün bu localar, Selanik ve Makedonya'daki Farmason ağı gibi temel olarak yahudiler tarafından yönetilmektedir.. Ermeni ve ya diğer Hristiyan unsurlar adeta yoktur denilir..
 
Mısırlı Prens Said Halimden bahsedildi yukarıda.. O, kardeşi Abbas Halim, Prens Aziz Hasan, Hidiv'e karşı duydukları şiddetli nefretten ötürü İttihat ve Terakki ile çalışmış, mali bakımdan cemiyeti desteklemiştir. Selanik yolu ile başşehire yayılan Jön Türk Farmasonluğunun Mısır Masonluğu ile münasebeti Boğaz'daki yalısına çekilişi  bu akıntılı politika neticesidir.
 
İdris Ragib Bey, İskoçya Büyük Locası tarafından tanınan mısır Büyük locasının başı idi ve Mısır, Suriye, Filistin ve Lübnan'da bazı locaları kurmuştu. Lübnan'da Roma Katolik masonların çok sayıda mevcudiyeti acayip bir vakıadır.
 
Muhammed Örfi Paşa da Mısır, Kudüs ve Güney Suriye'de bazı locaların kurucusu idi ve İstanbul localarını da sistemine katmayı amel edinmişti. 1909 baharında bu ni-niyetle  buraya geldi. Zorluklarla karşılaştı. Ve 13 Nisan ayaklanması olunca korktu ve derhal Mısır'a kaçtı. Hadiselerden bir süre önce, İdris Ragib, İskenderiye'deki İtalya locasında 17. nici dereceye ulaşan Prens Aziz Hasan'a İstanbul localarını Mısır Büyük locasının emri altında toplama vazifesini vermişti. Masonlar başkanlığında Makedonya kuvvetlerinin başşehre girişi ve masonluğa şiddetle karşı çıkan Abdülhamit'in.. tahttan indirilmesi üzerine bu yolda konuşmalar başladı. Gerekli yetki İtalyan "Mesrik- i Âzam”'lığından alınmıştı ve Prens Aziz Hasan, Yusuf Bey Sa-kakini vasıtasiyle 33 üncü dereceye yükseltildi ve Türkiye Büyük Locasını kurmak yetkisi ona verildi; Bu 1909 yılının Temmuz veya Ağustos'unda gerçekleşti ve İçişleri Bakanı Talât Bey "Üstad-ı Âzam" oldu.
 
Bu arada Sakakini de İstanbul'a geldi Mısır'dan Suriye'ye geçerek oradaki locaların Osmanlı Büyük Locasına bağladı.
 
Eğer İttihat ve Terakki Cemiyeti Büyük Türkiye Locası, Mısır Localarını ele geçirir ve milliyetçilerle doldurursa şüphe yok ki, gizlice faaliyete başlayıp 1908 Temmuzunda Selanik'teki patlamaya hazır bir bomba hazırlayacaktır.
 
Bununla ilgili olarak tuhaf bir hadiseden bahsedeceğim: Bir süre önce Türkiye'nin yeni büyük hahamı, sefaretimizden Ventura isimli Yahudi bir mason için yardım istedi Haham akıllı, enerjik bir adamdı; bazı mevki sahibi Jön Türklerin okul arkadaşıydı ve eski rejimde Abdülhamid'in sarayındaki Ventura İtalyan tebalı, yıllarca önce Osmanlı vatandaşı pozunda Sudan'da iş kurmuş ve Suahim'de iki Yahudi vasıtasıyla onbaşı White'a tütün kaçırdığı iddiası ile sınır dışı edilmişti. Onbaşı White, ordudan atılmış, rezil olmuştu. Ventura davasını Kahire'deki mahkemeye getirdi ve Savunma Bakanlığına karşı davayı kazandı.
 
Fakat Temyiz, kararı bozdu. Haham Ventura'nın haksızlığa uğradığına, kurban edildiğine dair 200 sayfaya yakın bir savunma raporu çıkardı. Sir E. Gorsta verilmek üzere Venturaya ait tavsiye mektubu yazmamı istedi. Gayesi Sir E. Gorst'un tekrar Mısır'da muhakeme edilerek Ventura için forsunu kullanması, onu kurtarmasaydı. Hahama belirttim ki, böyle bir davranış adalete tesir mahiyetinde olurdu; üstelik Ventura İtalyan vatandaşıydı. Bundan bir süre sonra Yahudi bir mason Dr. Farhi, İngiliz Locası üstadı vasıtasıyla sefaretimden birisi ile tanıştı ve yine sakin, kararlı tavırla Ventura adına Gorst'a tavsiye mektubu istedi. Talebinin imkansızlığı kendisine izah edilince de, büyük bir haksızlığın düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Dünyadaki forslu kişilerin, hatta İngiliz Lordlar Kamarası'ndaki Yahudi üyelerin bile destekleri alınacağını belirtti. Ve hatta gerekirse Mısır hükümetinin yıkılması için tedbir alınacağını öyle bir durumda İngilizlerin Mısır'daki yerinin sarsılacağım, bu durumda İngilizlerin Mısır'a olan hakimiyetlerinin kalkacağını belirtti.
 
Çingene asıllı İçişleri Bakanı Talât Bey ve Kripto-Yahudi Maliye Bakanı Cavit Bey, Cemiyetin olduğu gibi kabinenin de en önemli kişileri, aynı zamanda Türkiye'deki farmasonluğun da liderleri, Sakakini gibi ajan kullanmaları şüphe uyandırıyor. Bir yıl kadar önce İçişleri Bakanı olduğundan beri Talât Bey Farmason Cemiyetin ağlarını İmparatorluğa yaymaktadır. Her yere, önemli mevkilere mason veya güvenilir cemiyet üyelerini tayin ediyor. Şayet mecliste çoğunluk bütün baskı ve tedhişe rağmen muhalefetini fazla ileri götürür, Talat ve Cavit'in Bakanlıklarını tehlikeye düşürürse, bu beyler derhal bir darbe ile meclisi dağıtacak, Cemiyetin üyeleri ve farmason localarının kişileri tarafından idare edilecek bir seçimle eyaletlerden daha yumuşak başlı temsilciler gelecek.. Türkiye'nin görünmeyen hükümeti Büyük Localardır. ve Talat Bey "Üstad-ı Azam"..
 
"19. Asır" Dergisini Nisan sayısında, Eugene Tavenier, Fransız Cumhuriyetini "Büyük Locanın Kızı" diye tasvir eder. Aynı tabiri İttihat ve Terakki için kullanabiliriz. Zira masonlar cemiyeti tuttuğu gibi, mason olmayanlar, yani nüfusun büyük çoğunluğu gizlice ona karşıdır. Cemiyetin temayülü, şeriatı modemize etmek değil, ezmek, yok etmektir...
 
Liderlerin çoğu halkın İslam dinine bağlılığını politik bir silah olarak kullanıyor, İadelerin inananı şovenlik ve Pan İslamizm'e dönüştürüyor.
 
Muhalefete tahammül yoktur. İttihat ve Terakkinin ve hasımlarını yok etmede başlıca metodu onlan açık muhalefete itmek, sonra "gerici" oldukları için ezmektir. Ulemadan bir çoğu mason olmayan ikna edilmiştir. Halkın peşin hükümleri onlar vasıtasiyle yok edilmeğe uğraşılmaktadır. Bir Türk "HalkıYahudi haşhaşı ile uyutmak" diyor buna..
 
Genç Türkiye hareketini şimdiki hâli ile incelersek, görürüz: Temelde Yahudi ve Türk elemanlar; Osmanlı, yani Arap, Rum, Bulgar, Ermeni vs. elemanlara karşıda'. Türk aslında askeridir. İdareciler ırk üstünlüğünü ancak ordu vasıtasıyla sürdürebileceğine inanmışlardır. Orduya gelirin yarısını harcar ve ordu vasıtasiyle diğer müesseseleri baskı altında tutarlar. Anayasa bir bakıma ekonomik gelişme ifadesidir; Türk'ün ekonomik organizması çok zayıftır ve desteksizdir.. Bir hafta dahi ayakta duramaz. Başlangıçta Ermeniler, Bulgarlar ve Osmanlı Yahudilerinin ekonomik destek vazifesi görecekleri ümit edildi. Fakat Jön Türk yalnız Yahudilerle birleşti; yabancı ve Osmanlı ve diğer ırkları bir yana itti. Aynı durum Macaristan'da da görülebilir. Türk aslından olan Macarlar da iş kafasından yoksundur ve ekonomik mali bakımdan tam manasiyle Yahudi'nin tahakkümüne girmiştir.. Yahudi, Türk'ün ekonomik hayatın yöneltmektedir ve İsrail'e kutsal olan yerleri Türkiye elinde tuttuğundan, Yahudi'nin tahakkümünü sürdürüp idealle Siyonizmi birleştirmektedirler.
 
Hakkı Paşaya Yahudi bir özel sekreter verildi. Belirli bir Yahudi konağa sık sık gidiyor. Lakin Yahudilerin projelerinde henüz bir gerçekleşme yok... Şüpesiz ki, genç Türkiye büyük asker masrafları neticesinde borç almaya mecbur kalınca, Yahudi tefeciler baskı yaparlar. Aynı Herzl'in tekliflerini reddetmişti... Zangwill bunu düşünerek şöyle yazıyor "Jön Türkler para kadar akıldan da yoksun olmadıkça, endüstrileşmiş, askeri olmayan beyaz bir kitlenin barışçı yayılmanın imparatorluğa büyük faydalarını görecekler.."
 
Bellidir ki, Genç Türkiye üzerinde hakimiyetini sağlamak için çırpınan Yahudi; Türklerle Ermeniler ve Rumlar arasında düşmanlığı körüklüyor. Yahudiler, Rusya ve hükümetinden nefret ediyor, İngiltere şimdi Rusya ile dostça münasebete sürdürdüğünden, Yahudiler Türkiye ve İran'da İngiliz düşmanlığı güdüyor. Almanlar sanırım bunun farkında.. Yahudiler Jön Türklere beyin, ticari bilgi Avrupa'da basında tesir ve para ile yardım edip karşılığında ekonomik avantajlar ve sonunda İsrail hayalinin gerçekleşmesini sağlayabilir. Jön Türk ise milli bağımsızlığı yeniden sağlamak, Avrupa'nın baskısından kurtulmak istiyor. Yahudi; Jön Türke sağladığı para ile onlara karşı hakimiyet elde etti, ama bunu sürdürebilmek için görünüşte Jön Türk'ün milliyetçi hayallerini desteklemesi gerekti. Kurnazca ve gizlice metodlar lazım.. Doğulu Yahudi bundan mahirdir ve politik Farmasonluk hareket için en güzel perdedir.
 
Önceleri, Türkiye'de masonluk elli yıl önce İstanbul'da kurulan İskoç locasına yakındı; yani İngilizlerle beraberdi.. Lakin Yahudilerin yönettikleri yerli locaların hakiki farmasonluğu istismar ettiği anlaşılınca, İskoçya Büyük Locası yeni masonlara kapılarını kapattı. Talât Bey ve Cavit Bey de bu arada kendilerini hakarete uğramış farz ettiler ve tabii İngilizlere karşı hisleri değişti. Hakarete çok sinirlendikleri söylendi ama kabinenin İngilizlere karşı dostça tutumunu değiştireceklerini düşünmek yersiz.. Belki de yeri localardaki bazı üyelerin Mısır Farmasonlarına sempatizan olup Kahire ve İskenderiye'de gizli gizli çalıştıklarını bilmiyorlardı. Bazı aşırı masonlar Mısır'da Hidiv ve İngiltere aleyhtarı teşkilatlarla çalışıyor. Aşırı Jön Türk Asya milliyetçiliğine bağlı olandır ve Asyalı milletlerin bağımsızlık mücadelelerinde yardımı vazife saymaktadır. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin politikası hissetmelere dayanıyor. Ona yardım eden Batılı bir kuvvetin karşılığında minnet beklemesi büyük hata olur.
 
Bir yıl önce İstanbul'da da başlayan (Aurore-Şafak) isimli Siyonist gazete, okuyucularına durmadan hatırlatıyordu ki;
 
Firavunlar ülkesi Mısır, İsrail'in gelecekteki mirasının bir parçasıdır. Mantıksız görünüyor ama bazı idealistler buna inanıyor, destek oluyor. Mezapotamya ve Filistin yahudilerinin geleceğe matuf projelerinde, şimdilik hedeflerini Türkiye'yi ekonomik bakımdan ellerine alıp tam hakimiyet kurmak... Bu memlekette yeni işler çevirmek..
 
Jön Türk hükümetinin belli başlı noktalarda kontrolü ellerinde tuttuğu belli.. Yalınız Bayındırlık Bakanlığı Ermeni Halacya Efendinin elinde... Ondan önceki Ermeni atılınca, bir Yahudi'yi bu mevkie getirmek için büyük gayret sarf edilmişti. Lakin bilhassa Adana'daki ermeni katliamından sonra Ermenilere bu tavizin verilmesi doğru görüldü. İki ay önce Halacyan düşecek gibiydi, ama Talât Bey ile Cavit Beyin mensubu olduğu mason locasına girince durumu düzeldi. Yine de "Le Jeu ne Turc" isimli Yahudi gazete, ona durmadan hücum ediyor, Halifenin bir Yahudi, yahut onların idare ettiği bir Türk olacağı rivayetleri var.
 
Şu halde Yeni Türkiye'nin temayülleri nedir? Temsilcileri eski telgraf memuru Talât Bey ve eski öğretmen Cavid Bey ve bir zamanlar Abdülhamid'e ucuz roman tercüme eden Hüseyin Cahid.. gibiler mi? Tabii, içgüdüler, herkesi kendi seviyelerine indirmek oldu. İmparatorlukta Türkler azınlıkta... zeka bilgi ve iş kabiliyetleri zayıf... Arap, Bulgar, Rumlarla kıyaslanamaz... Osmanlılar hakimiyeti ancak ordu ile sağlayabilir. Başşehir ve parlamentoyu örfi idare ile kontrol ediyorlar... Ermeniler Adana katliamında ezildi. Rumlar (terör) neticesi susup boyun eğdi. Bulgarların politik hayatı kısıtlandı. Osmanlı ordusu şimdi Müslüman Arnavutlan eziyor. Kürt ve Araplar da herhalde aynı muameleye maruz kalacak... Osmanlılar kültür ve ticari başarı kazanamadığından, parlayamadığından askeri başarı ile üstünlük ispatlamak temayüllünde. İmparatorluğun bütün Osmanlı asıllı olmayan gruplarını ezebilirse muhtemelen aktif ve zalim bir politika güdecektir. İran, Mısır, Yunanistan ve Bulgaristan'a karşı.. Herşey Yahudilerin orduyu ayakta tutabilmesine bağlı görünüyor.
 
Jön Türkler, kısmen Yahudi Masonlar, kısmen de şarkta yaygın dil olan Fransızcanın tesiri ile Fransız İhtilalini ve onun korkunç metodlarını taklide yelteniyor. Fransız İhtilalindeki gelişmeler, Fransız- İngiliz münasebetlerini zedelemişti. Türkiye'de de ihtilal aynı hatlarla gelişirse, burada da İngiliz çıkar ve ideallerini zıt tutum doğabilir. Jön Türk politikası, Osmanlı, bilhassa Suriyeli Arapları tedirgin etmişti. Onlarda Rumlar, Bulgarlar gibi Türkiye'de bir anayasa rejiminin kurulması ümidini kaybetmişler, Türk'ün yumruğundan korkmuşlar ve Arap çıkarlarını savunacak bir noktada birleşme çareleri aramaya başlamışlardır. Türk'ten nefret ediyor, hor görüyor, Türkleşmeye yanaşmıyor, Siyonizmden korkuyor, Yahudilerin Suriye ve Mezapotamya'ya girmesi tehlikesinden titriyorlar, ama Araplar, lehçe,  ırk bakımından anlaşamama gibi sebeplerden birbirinden ayrı düşüyor, birleşemiyorlar.. Bazıları ise gizlice gözlerini Hidiv'e çevirip, İngiliz desteği ve koruması altında tek bir Arap hükümeti kurup Osmanlı’dan kaçıyorlar.
 
Dolayısıyle sizden ricam bu mektubun son derece gizli tutulmasıdır. Aynı bilgi Kahire'yi ilgilendirir, herhalde siz de Gost'a gizlice nakledersiniz. Tahrana ve belki de Hindistan hükümetine bildirmekte de fayda vardır; zira Hintli müslümanlar Jön Türkler tazil aleyhtarı Pan-İslam propagandasını bastırırlar. Alman meslektaşının Yahudi ve Latin Masonluğunun İttihad ve Terrakki Cemiyeti'ne ne derece tesir ettiğini bildiği kana-tindeyim. Kendisinin Jön Türk politikası hakkında hükümetine gizlice bilgi verdiğine inanıyorum. Gerard Lowther
 
Saygılar....
 
Not: İskoçya Büyük Locasının yeni "Grand Orient Ottoman" locasını sahte olduğu iddiasiyle tanımadığı söylenmişti. Lakin öğrendim ki, yeni Türk Locasını tanısın diye İngiliz Büyük Locasının ikna etme yolunda gayret sarf ediliyormuş. Mısır masonluğunun gelişmesine bakılınca, İngiliz Büyük Locasının İskoçya locasını örnek alarak politikanın bu derece renklendirdiği bir teşkilatı reddetmesi   gerekir.
 
 
 
***************************************************************************
Son derece gizli, İngiliz politikasının alakalandıran ve şiddetle saklı tutulması ihtirasına hak verdiren, fakat dile getirdiği abide çapında gerçeklere rağmen daima masonluğa, Türk ve İslam düşmanlığına alet olan MAHREM RAPOR burada sona eriyor. Ve işte 69 yıl sonra tam kavranabilecek tarihi sırlar böylece ve bir düşman ağzıyla büsbütün ortaya çıkmış olarak kuvvet ve kıymet kazanıyor.
 
Bu rapor, İttihat Terakki'nin, masonların İskoç bölümüne karşı İngiliz bölümünün, rum-ermeni-arap-kürt-bulgar azınlığa karşı Yahudi ve Sabetayist azınlığın etkisinde kaldığını anlatıyor. Rusya ve Doğu Avrupa Yahudileri, Rus imparatorluğuna ve onların dostu İngilizlere karşı, Yahudilerin uluslararası ve mali güç ve organizasyonlarının faaliyetlerini anlatıyor.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !